
Kapak: NASA, 24 Haziran 2020; CDR'nin kurulduğu gün.
Hız güvenlik veya sorumluluk getirmiyor.”
Nesibe Kırış CanBu gerilim, hiçbir yazılı politikası olmayan bir kurumda da birebir yaşanıyor. Bir çalışan araştırmaya başlamak, toplantı notu çıkarmak, metin taslağı hazırlamak veya çeviri yapmak için bir araç açtığında, kurumun yapay zekâya ilişkin politikası, sorumluluk dağılımı ya da veri sınırları henüz belirlenmemiş olabilir. Ancak kullanım başladığı o anda kurum fiilen karar vermiş olur. Hangi bilginin paylaşılabileceği, hangi çıktının güvenilir sayılacağı, hangi işin insan denetiminden geçeceği ve bir hata hâlinde sorumluluğun kimde kalacağı, yazılı bir kural yokken bile sorumluluk alanımızdan çıkmaz.
Hak temelli çalışan kuruluşlar için bu kaygı daha da büyüyor. Bu kuruluşlar, yapay zekâdan yararlanan kullanıcılar olmanın yanı sıra, gözetim, ayrımcılık, veri yoğunlaşması ve dijital baskı gibi biçimlerden etkilenen topluluklarla da çalışıyor. Dolayısıyla konu yalnızca kurumun verimliliği değildir; paydaşlara karşı güven, özen ve hesap verebilirlik sorumluluğu olarak karşımıza çıkıyor.
Bu raporla, teknoloji karşıtlığı ile sorgusuz benimseme arasında uygulanabilir bir yol öneriyoruz.
Ankete katılan 45 kuruluşun deneyimlerini görünür kılarken, yapay zekâ kullanımını daha güvenli, daha hesap verebilir ve hak temelli hâle getirmek için asgari güvenceleri tanımlıyoruz. Amacımız kusursuz bir uyum sistemi kurmak değil; her kuruluşun mevcut kullanımını görünür kılması ve bulunduğu yerden bir sonraki adımı atabilmesi.
Rapor dört soruya yanıt arıyor.
2026 örnekleminde yapay zekâ kullanımı artık istisna olmaktan çıktı. Anketimize katılan kuruluşların %96'sı, en az bir alanda yapay zekâ kullandığını belirtti. Bu nedenle, temel soru artık yapay zekânın kullanılıp kullanılmadığı değil: yapay zekânın nerede kullanıldığı ve bu kullanıma kimin karar verdiği.
Kullanım alanları, maliyet ve bütçe, kurallar ve kurumsal kapasite, hak etkileri ve asgari güvenceler raporun tam metninde.




